Esenyurt'tan Silivri'ye Uzanan Yangınla Mücadele Hizmeti

​​​​​​​Silivri Sanayici ve İş Adamları Derneği ile Küpe FM işbirliğiyle yayımlanan İş Dünyası programına bugün Akın Yangınla Mücadele Danışmanlık ve Eğitim Ltd. Şti.’nin Genel Müdürü Hikmet Akın konuk oldu. Yangınla mücadele hizmeti serüvenlerinin 1977 yılına dayandığını söyleyen Akın; firmanın temel amaçlarından başlayarak Silivri’ye taşınma sürecini anlattı, yangın güvenliğinin ve yangın danışmanlığının önemini vurguladı.

Esenyurt'tan Silivri'ye Uzanan Yangınla Mücadele Hizmeti
Editör: Yaz Dostum
02 Haziran 2020 - 23:06 - Güncelleme: 02 Haziran 2020 - 23:17
 
Silivri Sanayici ve İş Adamları Derneği ile Küpe FM ortaklığında yayımlanan İş Dünyası’nın yeni konuğu Akın Yangınla Mücadele Danışmanlık ve Eğitim Ltd. Şti.’nin Genel Müdürü Hikmet Akın oldu.
 
Hikmet Akın, radyo programcısı Turhan Alyakut’un sorularını şöyle yanıtladı:

"1977'DEN BERİ SEKTÖRDE, 2015'TEN BERİ SİLİVRİ'DEYİZ"
 
Turhan ALYAKUT: Sohbetimizin başında sizi tanımak isteriz. Şirketi ne zaman kurdunuz? Kaç yıldır bu sektördesiniz? Hangi alanlarda hizmet veriyorsunuz?

Hikmet AKIN: Ben öncelikle yayın kurumunuza ve Silivri SİAD yönetimine bizlere bu fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum. Sektörde 1977’den bu yana çalışmaktayız ama Akın Yangınla Mücadele Eğitim ve Danışmanlık şirketimizi 2007 yılında kurduk. Temel amacımız edindiğimiz tecrübeyi, gözlemi, eğitimi artık bir danışmanlık hizmeti olarak sunmak. Hedefimiz buydu. Esenyurt’ta kuruldu. Daha sonra Silivri benim ikinci yaşam alanım olduğu için ve buraları da çok sevdiğim için şirketimi buraya taşıdım. 2015 yılından bu yana da Silivri’de faaliz. Yaklaşık 1,5 yıl önce de Silivri SİAD üyesi oldum. Bundan da çok mutluyum. Çok değerli üyelerimiz ve yönetim kurulumuza elimden geldiğince kendi sektörümle ilgili kendilerine paylaşımlar yapabiliyorum. Onlar da buna çok sıcak bakıyorlar.

"YANGIN HER AN YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR OLAY"

Turhan ALYAKUT: Yangın danışmanlığı dendiğinde ne anlamalıyız? Neden bir yangın danışmanına ihtiyaç duyarız?

Hikmet AKIN: Aslında konu birazcık da temelde ülkenin eğitim sistemiyle alakalı. Yangın güvenliği her sene Eylül’ün son haftasında itfaiye haftasıyla anılıyor. Yangın o zaman bir parça okullarda veya belli kesimlerde gündeme geliyor. Oysa ki yangın her an gündemimizde olabilecek bir durum ve büyük zararlara neden olabilen bir olay. Ve tamamen insani sebeplerle olan bir durum, doğal bir afet değil yangın. Yangını iş hayatımızda, yaşamımızda olabileceğini pek fark etmiyoruz veya riskleri öngöremiyoruz. Yangın danışmanlığı gelişmiş ülkelerde bir meslek olarak kendini gösteriyor hatta bu lisans-yüksek lisans eğitimiyle güçlendirilen bu elde edilen bir meslek olarak sürdürülmekte. Fakat ülkemizde hala lisans eğitimi yok. Olmadığı için bizler yurtdışında aldığımız muhtelif eğitimlerle kendimizi bu konuda yeterli görerek aslında bu sektöre kendimizi ayırmış oluyoruz. Ben bunun bir eğitim ve standart haline getirilmesini isterdim.

"DAHA ARAZİ SEÇİMİNDE YANGIN DANIŞMANLARI İŞİN İÇİNDE OLMALI"

Yangın birçok riskleri içinde barındırıyor. Neden yangın danışmanlığına ihtiyaç duyulması gerekiyor? Başlıca sebebi şu; ülkemizde dikkat ederseniz yapı sektörü çok hızlı gelişti özellikle son yıllarda. Bununla birlikte yeni yeni  el işleri alan işyerleri kuruldu. Bu alanlarda üretilen yapılan yangın güvenliği önceden düşünülmüyor. Birçok yatırımcı sadece arazi alıp üstüne bir yapı yapıp bunu satarak veya kiralayarak değerlendirme yoluna gidiyor. Bu aşamada bu yapıya sahip olmak veya kiralama yoluyla kullanmak isteyenler, yapıya taşındıkları anda “Bu yapı onlar için iştigal alanına uygun bir yapı mıdır?” bu soruyla karşı karşıya kalıyorlar. Bu aşamada yangın danışmanı henüz binanın tasarımı noktasında devreye girmesi gerekiyor. Yangın danışmanı arazinin konumunu düşünür, yakınlarında ne var, hangi riskler içeriyor bakar. Mimar da tasarımı yaparken bu fiziki yapıda yangın güvenliğini ne kadar oluşturabilecek, neye göre, iştigal alanına göre. Yani o firmanın hangi alanda faaliyet gösterecekse yönetmelikler ona göre yangın güvenliğini, ona göre yapı özelliğini seçtiriyor. Bizde işler böyle yürümüyor maalesef. Bina yapılıyor sonra yatırımcı veya işletmeci içinde bir üretim yapmak istiyor. O bina da yapacağı işe uygun bir yer olmuyor çoğu zaman. Bir yangın danışmanıyla yürüse bu süreç çok daha az masraflarla ve çok az sorunlarla standart ve güvenli bir yapı ve yangın olasılığında da çok az zararla sonuçlanacak bir yapı ortaya çıkacak. Bu yüzden yangın danışmanına ciddi ihtiyaç duyuluyor ülkemizde. İş güvenliği uzmanları bu işin bir parçası olabiliyor ama ne zaman? Genelde işletme devreye alındığında. Yangın danışmanının ise bu işin daha arazi seçiminde, tasarımında, uygulanmasında, iç tesisatında görev alması gerekiyor.
 
"YAPININ TEKNİĞİNİ BOZAMIYORUZ"

Turhan ALYAKUT: Az önce ülkemizde bu konuda akademik eğitimin verilmesi temennisini dile getirdiniz. Bu sektörde yaşanan sorunlardan bir tanesi olarak algılıyorum. Peki, Türkiye’de sektörünüzde yaşanan sorunlar, ihtiyaçlarınız nelerdir?

Hikmet AKIN: Bir kere yatırımcı yangın güvenliğini dediğim gibi bir yapı yapmak, satın almak veya kiralamak istediğinde önceden yangın güvenliğini bir değerlendirmesi lazım. Bunu değerlendirmezse daha sonra o kuruma gelip hizmet versek bir yeterince faydalı olamıyoruz. Çünkü yapının tekniğini bozamıyoruz. Bozmamız halinde bizi bekleyen başka riskler var. Özellikle depremle alakalı bir husus. 1999 depreminde Marmara bölgesindeki kayıplarımızın büyük kısmı yapı tekniğinin bozulması sonucu meydana gelmişti. Yani konut gibi üretilen bir yapının daha sonra işyeri haline dönüştürülmesi sonucunda tekniği bozulmuş ve bina çökmüştür. Böyle bir şey yaşanmaması için bunları öngörmek lazım.

"YAPI AYAKTA KALMIYORSA ÖNLEMLERİN BİR ÖNEMİ KALMIYOR"

Önce fiziki yapıyla başlamak zorunda kalıyoruz. Fiziki yapıya da müdahale edemiyorsunuz. Bunun bir sorumlusu mimarı var. Siz orada yangın güvenliği önlemleri almak isteseniz bile bazı düzenlemeler fiziki yapıyla direk alakalı. Yapının içinde yangını önleyebilecek bazı sistemler ve yangını çok hızlı söndürebilecek bazı sistemler yapılabilir ama asıl mühim olan yapı ayakta kalmalı. Yapı ayakta kalmıyorsa bir anlamı kalmıyor önlemlerin.

"SON YILLARDA YÖNETMELİK VE STANDARTLARDA BAZI DEĞİŞİKLİKLER YAPILDI"

Turhan ALYAKUT: Peki son yıllarda ülkemizde yangın güvenliği konusunda bir hareketliliğin yaşandığını söyleyebilir miyiz? Çeşitli bina türlerinin farklılaşmasında daha farklı şekilde işyerlerinin binaların hizmete girmesi bunda etkili midir? Bu konuda bir hareketlilik yaşanıyorsa eğer bunun sebeplerini neye bağlayabilirsiniz?

Hikmet AKIN: Öncelikle bu işin asıl sahibi sigorta kurumları olmalı. O yapının riskini kim satın almak istiyorsa o kurum burada söz sahibi olmalı. Dünyada böyle aslında. Ülkemizde tam böyle değil. Ülkemizde son yıllarda çok büyük yangınlar yaşandı. Tuzla bölgesinde yaşanan bir yangında özellikle kimya sektöründe yangın güvenliğinin ne kadar fiziki yapıyla alakalı olduğu görüldü. Sigorta şirketleri o tarihten sonra bütün kimya tesislerindeki sigorta poliçelerini iptal etti çünkü finansörler sigorta şirketlerinin arkasında durmak istemedi. Dolayısıyla yönetmelik ve standartlarda bazı değişiklikler yapıldı. Bundan sonra kimyasalla uğraşan hiçbir firma çok katlı olamayacak. Bu ülke açısından önemli bir aşama oldu. Tek katlı olmasının istenmesi, insan tahliyesinin kolayca tahliyesinin sağlanabilmesi içindir.
 
"MALİYET GEREKTİRMEYECEK KADAR KÜÇÜK DÜZENLEMELERLE TEDBİRLER ALINABİLİYOR"

Turhan ALYAKUT: Yangınla mücadelenin başlıca amacı yangının çıkmasını önlemek mi yoksa söndürülmesini sağlamak mı? Yoksa hepsi aynı derecede mi önemli?
 
Hikmet AKIN: Hiçbir şekilde aynı derecede olamaz. Bütün risklerde olduğu gibi önleyici tedbirler çok daha kıymetli. Bina görüp buraya bir yangın söndürme sistemi yapalım demememiz gerekiyor çünkü o binanın içinde riskler devam ediyorsa siz itfaiye aracını da nöbetçi tutsanız o yangın çıkacaktır. Yangın çıkmaması için neler yapmak gerekiyor noktası şu anda ön planda. Böyle de olmalıdır. Bizler yangın danışmanları olarak yangının çıkmaması için risk analizleri yapmaktayız. Yani muhtemel riskler nerelerde, bunlara yönelik nasıl tedbirler almalıyız noktasında çalışıyoruz. Bu tedbirlerin çoğu inanın maliyet gerektirmeyecek kadar küçük düzenlemelerle halloluyor. Sadece bir malzemenin, bir makinenin yerini değiştirmek veya insan davranışlarına küçük bir müdahale yapmak dahi yangını önleyebiliyor. Yapıların yangın dayanımıyla ilgili dile getirmek istersek çok başa dönmemiz gerekir. Ülkemizde inşaat sektörü ısı yalıtım malzemeleri konusunda maalesef yanıcı malzeme kullanmakta. Isı yalıtımda kullanılan strafor gibi malzemeler yangını küçük bir boyuttan büyük bir boyuta getirebiliyor.

"PANDEMİDE BİRÇOK KURUM YANGIN GÜVENLİĞİNE YATIRIM YAPTI"

Turhan ALYAKUT: Peki salgın sürecini nasıl geçirdiniz, nasıl uyum sağladınız?

Hikmet AKIN: Herhangi bir üretim yapmadığımız ve gerektiğinde uzaktan da danışmanlık desteği verebildiğimiz için çok zorlanmadık. Ben bu süreç içinde neredeyse hiç durmadım çalıştım. Gidebileceğim müşteri portföyünü ve sözleşmeli danışmanlığını yürüttüğümüz kurumlara ziyarette bulundum tabi gerekli pandemi önlemlerini alarak. Birçok kurum bu süreçte yangın güvenlik önlemlerine daha çok önem verdi. Neden? Çünkü firmalar iş hareketleri düşünce işletmedeki diğer riskleri için zaman ayırma fırsatı buldu. Birçok kurum yangın güvenliğine yatırım yaptı dolayısıyla da ben ve zannediyorum diğer danışman arkadaşlarım da proje üretmeye ve hizmet vermeye devam ettiler. Ben şahsen çok etkilenmedim. Kısmen ziyaretlerim kısıtlandı ama iletişim çağında olmanın getirdiği avantajla devam ettim. Uzaktan da ofis gibi çalıştık.

"SALGINDAN SONRA BİZİ BEKLEYEN EN BÜYÜK TEHLİKE DEPREM"

Turhan ALYAKUT: Zaman su gibi aktı, ilave etmek istediklerini alıp öyle kapatalım yayını…

Hikmet AKIN: Pandemiden sonra bizi bekleyen en büyük tehlikeyi özellikle belirtmek istiyorum, Silivri’mizde eski bölgelerden biri, o da deprem. Şüphesiz bu pandemi dünya sorunu olduğu gibi bizim de bölgesel coğrafi sorunlarımız var. Özellikle de beklediğimiz muhtemel deprem sorunumuz var.

"HERKES ÖNLEMİNİ ALMALI"

Herkesin depremle ilgili önlemlerini bir an önce alması gerekiyor. Yine yangın ve diğer risklerde olduğu gibi deprem öncesi önlemler çok kıymetli. Asıl sorun deprem sonrası yaşayabileceklerimiz. Bir kaosa dönüşmemesi için deprem sonrası yaşamımızı şimdiden planlamalıyız. Bu risklerin hepsini başından öngörerek hazırlıklı olmalıyız diye düşünüyorum.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum